Ağız ve Diş Sağlığı Hakkında Bir Söyleşi

Dr. Semih Tekin ile Ağız ve Diş Sağlığı Hakkında Bir Söyleşi

Ağız Bakımı Nasıl Yapılmalıdır? İdeal Oral Hijyen İçin Beslenme Önerileri Nelerdir?
Ağız sağlığı, dişler ve dişeti sağlığının yanı sıra, kalp rahatsızlıklarına kadar uzanan bir hayati öneme sahiptir. Ülkemizde ağız bakımına maalesef çok önem verilmemektedir. Ortalama olarak nüfusumuzun yüzde 85’i diş fırçalamazken, diş ipi ve ağız bakım suları neredeyse hiç kullanılmamaktadır. Oysa her türlü gıda girişini takiben ağız içindeki bakteriler çok kısa sürelerde bu gıdaları kullanarak, diş ve çevre dokuların enfeksiyonuna yol açmaktadır.
Peki ideal bir ağız bakımı nasıl olmalıdır?

İdeal bir ağız hijyeni, ağza her türlü gıda girişinin hemen akabinde dişlerin fırçalanmasıyla sağlanabilir. Fakat asgari olarak günde en az üç kere dişler fırçalanmalıdır. Fırçalamaya ek olarak her yemekten sonra dişlerin birbirleriyle kontak kurduğu yüzeyler diş ipiyle temizlenmelidir. Ağız bakım suları da yine günlük kullanımda anti bakteriyel özellikleriyle ağız hijyenini olumlu etkilerler.

Günlük beslenmede nelere dikkat edilmelidir?
Diş sağlığını korumak ve dişlerin yapısını kuvvetlendirmek için temel olarak kalsiyum, flor ve fosfora ihtiyaç vardır. Bu maddelerin yeterli alımına dikkat edilmelidir.

Süt ve süt ürünleri, (yoğurt, peynir, kefir) kalsiyum açısından zengindir. Ayrıca yumurta, kuru baklagiller, et, tavuk gibi proteinli besinler fosfor alımının yanı sıra ağız ortamındaki asit hakimiyetini de ortadan kaldırırlar. Flor elementi genellikle içme sularından ve diş macunlarından alınır. Profesyonel florür jel uygulamaları da flor alımı için önemlidir. Protein ağırlıklı beslenme ve süt ürünlerinin alımı bu maddelerin yanı sıra probiyotiklerin de alımını sağlar. Probiyotikler sindirim sistemini düzenleyen organiklerdir.

Kola, gazoz, meyve suları gibi asitli içecekler dişlerin aşınmasına, ağız ortamının asidik bir hal almasına sebep olurlar. Bu sebepten ağız sağlığı için tehlikelidirler. Ayrıca cips, jelibon vb. yapışkan gıdalar da dişlerin üzerine sıkıca yapışıp kalırlar ve temizlenmeleri zordur. Bu gıdalar da ağız hijyeni açısından tehlikelidir. Fakat diyet ile hangi gıda alınırsa alınsın doğru tekniklerle sağlanmış bir ağız hijyeni her zaman çürüklerin ve çevre doku yıkımlarının önüne geçecektir.

Diş Taşı Temizliği Ne Sıklıkla Yapılmalıdır?
Diş taşları; dişler üzerinde biriken plağın, tükürükten gelen ve diyetle alınan minerallerle birleşmesi sonucu oluşur. Diş taşları her 6 ayda bir düzenli diş hekimi kontrollerinde temizlenmelidir. Diş taşı temizliğinden sonra iyi bir ağız hijyeniyle taşların tekrar oluşum süreci geciktirilebilir. Diş taşları özellikle diş çevre dokularının yıkımına ve dişlerin çürümeden kaybına sebebiyet verebilirler. Bu sebepten her 6 ayda bir düzenli diş hekimi kontrolü ihmal edilmemelidir.

Diş Yapısı Bozukluklarında Kullanılan Tedaviler Nelerdir?
Diş yapısı bozukluklarının tedavisinde her zaman öncelikli tedavi yöntemi ortodontik (diş teli) tedavi olmalıdır. Ortodontik tedavi ile dişler çene arkındaki uygun pozisyonlarına getirilebilirler.

Ortodontik tedavi istemeyen hastalarda diş yapısı bozukluklarını düzeltmek için estetik seramik restorasyonlara başvurulabilir. Bu restorasyonlar hem mükemmel estetik sonuç verebilirler hem de tedavi süreleri çok kısadır. Estetik diş hekimliğinde en sık kullanılan ve en popüler olan seramik restorasyon çeşidi laminalardır. Laminalar halk arasında tırnak porselen olarakta bilinirler. Bazen dişten aşındırma yapılmadan bazen de çok minimal düzeyde aşındırma yapılarak bu tedaviler bitirilebilir. Yine e max full kronlar ve zirkonyum kronlar diş yapısı bozukluklarının düzeltilmesinde, gülüşün dizayn edilmesinde kullanılan diğer estetik seramik restorasyon çeşitleridir.

İmplant Tedavisi Hangi Durumlarda Uygulanır?
İmplant tedavisi dişsiz hastalarda her zaman öncelikli tedavi yöntemi olmalıdır. İmplant uygulaması yapılacak olan hastaların genel sağlık durumu çok önemlidir. Bunun yanı sıra implant yapılacak bölgedeki kemiğin yüksekliği, genişliği ve kalitesi de önem arz eder. Eğer yeterli kemik hacmi mevcut değilse bu bölgelerde öncelikle kemik hacmini artırmaya yönelik tedaviler yapılmalıdır.

Diyabet (şeker hastalığı), kan rahatsızlıkları, kronik karaciğer ve böbrek rahatsızlıkları, ileri seviyedeki kalp ve damar rahatsızlıkları, kemoterapi ve radyoterapi uygulamaları implant uygulaması açısından riskli tablolardır. Ayrıca kemik gelişimi tamamlanmamış hastalara da implant uygulaması yapılmaz.

Sonuç olarak; öncelikle hastanın genel sağlık durumu düşünülmelidir. Daha sonra ilgili kemik bölgesinde mevcut ise kök artıkları, kistik ve tümöral oluşumlar, enfeksiyonlar tamamen elimine edilmeli, yeterli kemik hacmi oluşturulmalıdır. İmplant tedavileri bu şartlar sağlandıktan sonra gönül rahatlığıyla dişsiz hastaların rehabilitasyonunda kullanılabilirler.

İmplant uygulaması yapılan hastalar ağız hijyenlerine ekstra olarak dikkat etmelidirler. Çünkü implantlar canlılığı olmayan titanyum materyallerdir. Çevre dokularda oluşabilecek herhangi bir enfeksiyon implantların kaybıyla sonuçlanabilir. Hastalar düzenli olarak dişlerini fırçalamalı ve diş ipi kullanmalıdır. Hekimin tavsiyesi üzerine ara yüz fırçaları da hijyen açısından kullanılabilirler. Ayrıca hastalar alkol ve tütün ürünlerinin kullanımına da dikkat etmelidirler. İmplantların titanyum kalitesi ve hekimin deneyimi de tabi ki tedavi başarısında doğrudan etkilidir. Bu sebepten implant uygulamaları deneyimli hekimler tarafından donanımlı kliniklerde yapılmalıdır.




Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir