HUB kapılarını “Dream” sergisiyle açıyor.

Bebek’te bulunan HUB Sanat Galerisi, 1 Nisan saat 19’da başlayacak davetle açılıyor. Nazlı Keçili’nin ev sahipliğinde gerçekleşecek açılışta aynı zamanda Artkolik Dergisi’nin de 1. yaşı kutlanacak.

HUB’da gerçekleştirilecek ilk sergi, rüya konseptiyle 1 Nisan’da sanat severlerle buluşuyor. artSümer, PG Art Gallery, Daire Sanat, Galeri Merkür, Galeri İlayda ve Pi Artworks ortak çalışmasıyla, Ayla Turan, Barış Cihanoğlu, Damla Özdemir, Elif Sanem Karakoç, Gözde İlkin, Melis Buyruk, Nesren Jake, Ozan Oganer, Serkan Demir, Sinan Demirtaş, Tayeba Begüm Lipi ve Yonca Karakaş eserlerinden oluşturulan “Dream” karma sergisi, rüyayı, bilinçaltı imgeleri ve sürrealizmi bir araya getiriyor.

HUB’ın ilk sergisine paralel olarak, 3 ayda 1 İstanbul’da yayımlanmakta olan bağımsız, kültür, sanat ve yaşam dergisi Artkolik’in 1. yaşı da kutlanıyor. Rüyaların farklı açılardan yorumlanışı ve sınırsızlığı ilham olurken, Juno Calypso, Arthur Tress, Can Dağarslanı, Yonca Karakaş gibi çağdaş sanatçıların yanı sıra Türkiye’nin en önemli koleksiyonerlerinden Can Elgiz, her sanatçıyı bir süperstara dönüştüren dünya çapında tanınmış küratör, Galerie Perrotin’lerin kurucusu Emmanuel Perrotin gibi isimler öne çıkıyor. Kapak yıldızı Canan Ergüder ise, duygusal derinliği yansıtması ve karakteristik silüetiyle 1 yaşının kutlandığı rüya projesine eşlik ediyor. Her sayıda olduğu gibi, bu sayıda da okurlarına bağımsız, ilham verici imgelerin ve farklı bir dilin su yolu olmayı başarıyor…

2 gozde ilkin- kac_abileceg_im bir yer yok1 3 sinan demirtas 5 yonca karakas

“Dream”

Gündelik hayatın ezber halinin yarattığı varolamama/varolmama halindeki bireyi, bilinçdışı vasıtasıyla sarsmak, ‘’gerçeklik’’ adı altındaki simülasyondan çekebilmek gerekmektedir. İmge, belirli tecrübe ve görseller arasına sıkışır ve kalıplaşır. Çünkü bahsi geçen gerçeklik sadece gerçeğin illüzyonundan ve hakiki değerleri bilinmeyen parametrelerden ibarettir. Oysa insan belleği, varoluşunda rasyonalizm ve metafiziğin uçlarında, bilincin tanımladığı gerçeklik olgusunun çok uzağında ve çok daha geniş bir algıda seyahat edebilir.

Gerçek benliğin kapısı olan rüya, özne olarak insan varlığının, sonsuzlukla iletişimsizlik trajedisini resmetme çabasıdır. Görüntü ya da sesin olası bir kaynaktan gelmemesi tezatlığı vardır uyanık olduğumuz hayatla.

Tanıma süreci, kaybolmayı gerektirir; her seferinde kendini baştan keşfetmeyi ve keşfettiğin şeyin aslının bir yansıması olduğunu bilmeyi, sınırsız düşünce ve düşleme eylemini, yeni varsayımların inşasını ve özgürce üretken bir yolculuğa çıkabilmeyi, zamanda kaybolmayı gerektirir ki her seferinde yeni bir bilinç oluşturulsun. Çıkılan her yolculukta, ‘toplayıcı bellek’ bir yandan bireyin irade varlığının yansımalarını geçtiği parçaları, bir yandan da zaman ve mekândan bağımsız hayali kentleri biriktirir. Zamanın ve rasyonel aklın kısa devre yaptığı bu uzaylar, düş gücünün olanca yırtıcılığı, yıkıcılığı, baştan çıkarıcılığı ve entropi ile barışıklığıyla imgelere yansır.

Düş ile gerçeklik arasında saf bir uzlaşma zemini bulmak, en başta mevcut akla bilerek ve isteyerek sırt çevirmektir. Kişinin sınırlı ve süreli farkındalık halinden uçsuz bucaksız bilinçaltına geçişi, hiç şüphesiz bir çeşit deliliğe, sıyrılmaya tekabül eder. Düş dünyasına açılan ve bilinçten sıyrılan insan, tekinsiz bir tatmin noktasına ulaşır. Peki buna kaçımızın cesareti yeter?

Ayrıntılı Bilgi için:

HUB & Artkolik

Bebek Mahallesi İnşirah Sokak

No: 25 D: 2-3

Bebek




Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir